Julian Ray Sullivan, Rus bir anne ile Amerikalı bir babanın ikinci çocuğu olarak Massachusetts, Boston’da dünyaya geldi. Annesi Yelena, gençlik yıllarında Rusya’nın Samara şehrinden Amerika’ya sadece üniversite eğitimi almak amacıyla taşınmıştı. Eğitimini tamamladıktan sonra meslek hayatına devam etmek yerine kendini ailesine adayan ev hanımı Yelena, çocuklarının kendi köklerinden kopmaması için evde hem İngilizce hem de Rusça konuşulmasına özen gösteren, aileyi bir arada tutan güçlü bir kadındı. Babası Dr. William Sullivan ise tıp dünyasında herkesin saygı duyduğu, cerrahi disipliniyle tanınan kıdemli bir kalp ve damar cerrahıydı. “Ray” ismi, babasının ailesinde nesillerdir erkek çocuklarına verilen geleneksel bir vaftiz ismiydi. Julian, ablası Samara Mae’den üç yaş küçük olarak maddi imkânların eksik olmadığı, seçkin bir aile ortamında büyüdü.
Küçük yaşlardan itibaren hem babasının tıp dünyasındaki prestijli yeri hem de kendi kıvrak zekası, Julian’da aşırı bir özgüven ve belirgin bir egoist yapının gelişmesine neden oldu. İnsanların Sullivan soyadına duyduğu saygıyı ve hayranlığı çok erken yaşta fark etti. Ablası Samara bu soyadın baskısı altında ezilmemek için kendini hırsla derslerine adayıp soğuk ve disiplinli bir profesyonellik geliştirirken; Julian, zekasını ve karizmasını kullanarak her ortamda öne çıkmayı tercih etti. Tıp fakültesini dereceyle ve hızlandırılmış programla bitirirken bunu bir mütevazılıkla değil, "zaten yapabileceğimi biliyordum" özgüveniyle karşıladı. Sahip olduğu yeteneklerin, keskin reflekslerin ve kriz anlarındaki soğukkanlılığının onu diğer meslektaşlarından birkaç adım öne taşıdığının tamamen farkındaydı.
Ablası Samara’nın Los Santos’a gidişi ve orada kalıcı kadroya girmesi, Julian’ın içindeki rekabetçi ve hırslı ruhu körükledi. Ailenin "altın çocuğu" veya ablasının gölgesinde kalan küçük kardeş olmayı asla kabul edemezdi. Yirmi üç yaşında tıp eğitimini tamamlar tamamlamaz rotasını doğrudan Los Santos’a kırdı. Amacı sadece doktorluk yapmak değil; şehrin acil servis ve travma koridorlarında kendi yeteneklerinin ne kadar vazgeçilmez olduğunu herkese göstermekti.
Acil tıp ve saha travmatolojisinde gösterdiği üstün başarı, hastalarla ve ekiple kurduğu baskın iletişim üslubuyla birleşti. Julian, acil müdahale odalarında yeteneğine son derece güvenen, kararlarının sorgulanmasından hoşlanmayan ve başarısının takdir edilmesini açıkça bekleyen bir karaktere büründü. Ablası Samara, onun bu özgüvenli ve zaman zaman küstahlaşan tavırlarını klinik disiplinle törpülemeye çalışsa da, Julian kendi yöntemlerinin ve teşhislerinin her zaman en doğrusu olduğuna inanmaktan vazgeçmedi.
Julian Ray Sullivan için Los Santos; sadece babasının gölgesinden çıkacağı bir yer değil, kendi üstün tıp yeteneklerini ve karizmasını sergileyebileceği büyük bir sahneydi. Yirmi üç yaşında, özgüveni yüksek, yeteneğinden en ufak bir şüphe duymayan ve adı geçtiğinde herkesin saygıyla dinlemesini isteyen genç bir doktor olarak Los Santos’taki görevine adım attı.
Karakter Hikâyesi
