# ANTHONY BLANC
### *“Bir soyadı miras kalabilir. Ama o soyadının değerini korumak, onu taşıyanların işidir.”*
**Adı Soyadı:** Anthony Blanc
**Doğum Tarihi:** 26.04.1995
**Doğum Yeri:** Toskana, İtalya
**Aile:** Blanc Ailesi
**Kardeşleri:** Joe Blanc, Boris Blanc
**Meslek:** Şarap üreticisi, bağ işletmecisi ve tüccar
**Ana hedefi:** Blanc ailesinin İtalya’da kurduğu şarap mirasını Los Santos’ta yeniden inşa etmek.
## BLANC SOYADININ BAŞLANGICI
Anthony Blanc, 26 Nisan 1995 tarihinde İtalya’nın bağları, zeytinlikleri ve küçük taş kasabalarıyla ünlü Toskana bölgesinde dünyaya geldi. Anthony dünyaya geldiğinde Blanc soyadı bölgede yeni duyulan bir isim değildi. Ailenin hikâyesi Anthony’den onlarca yıl önce, dedesi **Alessandro Blanc** ile başlamıştı. Alessandro’nun ailesi nesiller boyunca küçük çaplı üzüm yetiştiriciliğiyle uğraşmıştı. Ancak Alessandro, ailesinden kalan birkaç dönümlük araziyi yalnızca üzüm satmak için kullanmak istemiyordu. Ona göre insanların satın aldığı şey yalnızca bir şişe şarap değildi. Bir hikâye satın alıyorlardı.
Bir yılın emeğini, toprağın kokusunu, üzümün yetiştiği havayı ve üreticisinin karakterini satın alıyorlardı. Bu düşünceyle kendi soyadını taşıyan küçük bir şarap üretimine başladı.
**BLANC**
İlk yıllarda yalnızca aile bağlarında yetişen üzümlerden birkaç yüz şişe üretilebiliyordu. Alessandro, şişeleri kendi elleriyle dolduruyor, etiketlerini kendi yapıştırıyor ve civardaki restoranlara tek tek götürüyordu. Bazen on şişe satıyor, bazen elinde kalan şaraplarla eve dönüyordu. Ama vazgeçmedi. Yıllar içerisinde Blanc şarabının ismi Toskana çevresinde duyulmaya başladı. Küçük restoranların ardından oteller, özel davetler ve daha büyük işletmeler Blanc ailesiyle çalışmaya başladı. Aile birkaç dönümlük bağdan onlarca dönümlük araziye ulaştı.
Üretim tesisleri büyüdü. Depolar kuruldu. Yeni üzüm bağları satın alındı. Ve Alessandro Blanc’ın küçük bir mahzende başlayan hayali zamanla bölgenin ciddi şarap üreticilerinden birine dönüştü. Fakat Alessandro için şirket ne kadar büyürse büyüsün bir şey hiç değişmedi:
**Blanc bir şirketten önce bir aileydi.**
# ANTHONY'NİN ÇOCUKLUĞU
Anthony, Blanc ailesinin büyüdüğü dönemin çocuklarından biriydi. Çocukluğu gösterişli malikânelerde ve büyük şehirlerin kalabalığında değil; üzüm bağlarının arasında geçti. Sabahları evlerinin penceresinden baktığında kilometrelerce uzanan üzüm sıralarını görüyordu. Hasat dönemlerinde yüzlerce kasa üzüm bağlardan üretim tesislerine taşınır, aile üyeleri ve çalışanlar günler boyunca neredeyse durmadan çalışırdı. Anthony küçük yaşlardan itibaren bu hayatın içindeydi. Dedesi Alessandro onu yalnızca işin güzel tarafıyla tanıştırmadı.
Anthony daha çocukken sabah erken saatlerde dedesi tarafından uyandırılır ve bağlara götürülürdü. Alessandro ona toprağı avucuna alıp nemini anlamayı, üzümün renginden olgunluğunu tahmin etmeyi, hangi üzümün hangi şarap için kullanılabileceğini öğretirdi. Anthony bazen bunun gereksiz olduğunu düşünürdü. Sonuçta ailesinin fabrikaları, çalışanları ve uzmanları vardı. Bir gün dedesine bunu söylediğinde Alessandro ona hayatı boyunca unutamayacağı bir cevap verdi:
**“Bir gün herkes gider Anthony. Çalışanların gider, ortakların gider, paran gider. Bildiklerin ise seninle kalır.”**
Anthony’nin iş hayatına bakışını değiştiren ilk cümlelerden biri buydu.
# İKİ KARDEŞ
Anthony’nin hayatında dedesinden sonra en büyük yere sahip insanlardan biri kardeşi **Joe Blanc** oldu. Anthony ve Joe karakter olarak birbirlerinden oldukça farklıydılar. Anthony daha sakin, gözlemci ve hesapçıydı. İnsanları dinlerdi. Bir masada konuşulanlardan çok konuşulmayan şeylere dikkat ederdi.
Joe ise daha hareketliydi. Yeni şeyleri denemeyi sever, makinelerle uğraşır, otomobillere saatlerini ayırabilirdi. Anthony üzüm bağlarının arasında dedesini takip ederken Joe çoğu zaman çiftliğin eski araçlarının kaputunu açar, çalışan mekanikerlerin yanında saatler geçirirdi. Ancak iki kardeşin ortak olduğu bir konu vardı:
**Aile.**
Aralarında tartışmalar olurdu. Birbirlerine kızdıkları zamanlar olurdu. Ancak dışarıdan biri Blanc ailesinin karşısına geçtiğinde iki kardeş arasındaki bütün sorunlar ortadan kalkardı.
# DEDELERİNİN DİĞER DERSİ
Alessandro Blanc yalnızca bir şarap üreticisi değildi. Hayatının büyük bölümünü İtalya’nın kırsalında geçirmiş bir adamdı ve ailesini korumanın yalnızca para kazanmakla olmadığını düşünürdü. Bu nedenle Anthony ve Joe belirli bir yaşa geldiklerinde dedeleri tarafından silah kullanmayı öğrenmeye başladılar. Alessandro'nun amacı torunlarını sokak çatışmalarına hazırlamak değildi. Tam tersine onlara sürekli aynı şeyi söylerdi:
**“Silahını kullanman gereken gün gelirse zaten birçok şey yanlış gitmiş demektir.”**
İlk dersleri çiftliğin uzak bir bölümünde başladı. Silahı nasıl tutacakları, nasıl kontrol edecekleri, güvenlik kuralları ve en önemlisi ne zaman silaha dokunmamaları gerektiği öğretildi. Anthony zamanla atıcılık konusunda oldukça disiplinli hale geldi. Joe ile birlikte bu alışkanlıklarını devam ettirdiler. Neredeyse her hafta bir günlerini poligona ayırıyorlardı.
Bu onlar için zaman içerisinde antrenmandan daha fazlası olmuştu. Hafta boyunca aile işleri, şirket toplantıları veya kişisel sorunlarla uğraşsalar bile poligon günü Anthony ve Joe’nun birlikte vakit geçirdiği değişmez bir gelenek haline gelmişti. Rekabet ederlerdi. Birbirlerinin skorlarıyla dalga geçerlerdi. Ancak ikisi de silah konusunda dedelerinin koyduğu kuralları hiçbir zaman unutmadı.
Anthony için silah hiçbir zaman gösteriş yapılacak bir eşya olmadı. Bir araçtı. Ve mümkün olduğu sürece kullanılmaması gereken bir araçtı.
# BLANC İMPARATORLUĞU
Anthony büyüdükçe aile şirketinde daha fazla sorumluluk almaya başladı. Önceleri üzüm hasadını takip ediyordu. Ardından üretim. Sonrasında stoklar. Bir süre sonra restoran ve otellerle yapılan görüşmelere katılmaya başladı.
Anthony’nin asıl yeteneği burada ortaya çıktı. İnsanlarla anlaşabiliyordu. Bir işletme sahibinin ne istediğini anlayabiliyor, karşısındaki kişinin yalnızca söylediğine değil davranışlarına da dikkat ediyordu. Anthony zamanla Blanc ailesinin üretim tarafının yanında ticari ilişkilerini yöneten isimlerden biri haline geldi. Joe ise aynı dönemde şirket işlerinden uzaklaşmaya başlamıştı.
Şarabı seviyordu. Ailesinin yaptığı işe saygı duyuyordu. Ancak hayatının tamamını şarap üretimiyle geçirmek istemediğini biliyordu. Onun aklı hâlâ motorlardaydı.
# LOS SANTOS FİKRİ
Blanc ailesinin hayatını değiştiren fikir ise sıradan bir aile yemeğinde ortaya çıktı. Anthony ve Joe uzun süredir aile şirketinin geleceğini konuşuyordu. İtalya’daki Blanc markası güçlüydü. Ancak Anthony’ye göre bir aile şirketinin yalnızca doğduğu yerde kalması yeterli değildi. Blanc ismi başka ülkelerde de bilinmeliydi.
Bir gece masada Los Santos konusu açıldı. Büyüyen işletmeleri, restoranları, gece hayatı, lüks tüketimi ve çevresindeki geniş tarım arazileriyle şehir Anthony’nin ilgisini çekiyordu. Anthony bir süre Los Santos pazarı hakkında araştırmalar yaptı. Joe başlangıçta bu fikri fazla riskli buldu. İtalya’da her şeyleri vardı.
Bağlar. Üretim tesisleri. Aileleri. Çalışanları. İsimleri.
Los Santos’ta ise hiçbir şeyleri olmayacaktı. Anthony’nin cevabı basitti:
**“Dedem başladığında onun da hiçbir şeyi yoktu.”**
Bu cümle Joe’yu ikna etmeye yetti. İki kardeş ailelerinin sahip olduğu büyük sermayeyi arkalarına alarak rahat bir hayat kurmak istemiyordu. Eğer Los Santos’ta Blanc ismi kurulacaksa, bunu kendileri yapmak istiyorlardı. Bu nedenle yanlarına yalnızca başlangıç için gerekli olacak sınırlı miktarda para aldılar. İtalya’daki büyük aile servetinden uzaklaşıp yeni bir başlangıç yapmaya karar verdiler.
# LOS SANTOS
Anthony ve Joe Los Santos’a vardığında onları Toskana’daki hayatlarından tamamen farklı bir dünya karşıladı. Burada Blanc soyadını bilen kimse yoktu. Kimse dedelerinin hikâyesini bilmiyordu. Kimse ailelerinin kaç yıldır şarap ürettiğini umursamıyordu. Anthony bunun kötü bir şey olduğunu düşünmedi.
Aksine hoşuna gitti. İlk kez soyadlarının arkasına saklanmadan bir şey başarabileceklerdi. İki kardeş ilk haftalarını şehri tanımakla geçirdi. Restoranlara gittiler. İşletme sahipleriyle konuştular.
Şehir çevresindeki arazileri dolaştılar. Toprak örneklerini incelediler. Anthony için en önemli konu doğru araziydi. Çünkü Blanc şarabının Los Santos’ta yalnızca İtalya’dan getirilen şişelerle satılmasını istemiyordu.
**Blanc Los Santos’ta üretilecekse, Los Santos toprağından doğmalıydı.**
# BLANC ÜZÜM BAĞLARI
Uzun araştırmaların ardından iki kardeş şehir dışında büyük bir arazi buldu. Arazi ucuz değildi. Hatta Los Santos’a gelirken yanlarında getirdikleri bütçenin büyük bölümünü kullanmaları gerekiyordu. Joe daha küçük bir araziyle başlamayı teklif etti. Anthony ise karşısındaki toprağa baktı ve yalnızca şunu söyledi:
**“On yıl sonra burayı satın almadığımız için pişman olacağız.”**
Arazi satın alındı. Bu karar Blanc kardeşleri maddi olarak oldukça zorladı. İtalya’daki hayatlarında sahip oldukları lüksten eser kalmamıştı. Fakat Anthony bundan rahatsız değildi. Arazinin bir bölümüne evlerini yaptırdılar.
Şehir merkezinde pahalı bir malikâne yerine bağların ortasında yaşamayı tercih ettiler. Anthony için bunun ayrı bir anlamı vardı. Çocukluğunda sabah uyandığında gördüğü manzarayı Los Santos’ta yeniden görüyordu. Üzüm sıraları. Toprak.
Ve kurulmayı bekleyen yeni bir Blanc hikâyesi.
---
# İLK ÜRETİM
Ancak arazi satın almak işin kolay kısmıydı. Toskana’nın iklimiyle Los Santos’un iklimi aynı değildi. Toprak farklıydı. Sıcaklık farklıydı. Üzümlerin gelişimi farklıydı.
Anthony aylar boyunca bağlarla uğraştı. İtalya’daki aileyle sürekli iletişim kuruyordu. Özellikle dedesinden öğrendiği eski üretim yöntemlerini Los Santos şartlarına uyarlamaya çalıştı. Blanc ailesinin yıllardır kullandığı bazı tarifler ve üretim oranları aile dışındaki insanlarla paylaşılmıyordu. Anthony bu tarifleri çocukluğundan beri biliyordu.
İlk üretim mükemmel olmadı. Anthony bunu kendisine itiraf etmek istemese de üretilen ilk parti, İtalya’daki Blanc kalitesinden oldukça uzaktı. Şişelerin büyük bölümünü satışa çıkarmadı. Joe ona bütün emeğin çöpe gittiğini söylediğinde Anthony cevap verdi:
**“Kötü bir Blanc şişesi satmaktansa hiç Blanc satmam.”**
İkinci üretimde oranlar değiştirildi. Üçüncü üretimde bekleme süresi değiştirildi. Toprakla birlikte üzümün karakteri anlaşılmaya başladı. Aylar sonra Anthony mahzenden çıkardığı bir şişeyi Joe ile birlikte açtı. İkisi de tadına baktı.
Joe birkaç saniye Anthony’ye baktı. Anthony gülümsedi. Los Santos’un ilk gerçek Blanc şarabı ortaya çıkmıştı.
# BLANC'I ŞEHRE SOKMAK
Üretim yapmak Anthony için yalnızca başlangıçtı. Şimdi o şişeyi insanların masasına koyması gerekiyordu. Anthony şehrin işletmelerini tek tek dolaşmaya başladı. Restoranlar. Barlar.
Gece kulüpleri. Oteller. Özel etkinlik düzenleyen şirketler. Anthony’nin amacı tek seferlik birkaç kasa şarap satmak değildi. Uzun süreli anlaşmalar yapmak istiyordu.
Bazı işletmeler onu ciddiye almadı. Bazıları Blanc ismini hiç duymadığını söyledi. Bazıları fiyatı yüksek buldu. Anthony her ret cevabının ardından başka bir kapıya gitti. Bazen işletme sahiplerine ücretsiz tadım şişeleri bıraktı.
Bazen özel geceler düzenledi. Bazen bir restoran için yalnızca o işletmede satılacak özel bir seri üretmeyi teklif etti. Yavaş yavaş Blanc ismi Los Santos’ta duyulmaya başladı. Anthony’nin şehirdeki çevresi genişledi. İşletme sahipleriyle tanıştı.
Tedarikçilerle bağlantılar kurdu. Şehrin zenginleriyle aynı masaya oturmaya başladı. Ancak kim olursa olsun kendisini hep aynı şekilde tanıtıyordu:
**Anthony Blanc. Şarap üreticisi.**
# JOE'NUN YOLU
Anthony bağlarla daha fazla ilgilendikçe Joe kendisini yeniden çocukluk tutkusunun içinde bulmaya başladı. Araçlar. Los Santos otomobil kültürü konusunda Joe için adeta bir cennetti. Sokaklarda modifiye araçlar, klasik otomobiller, yarış araçları ve pahalı spor arabalar görmek mümkündü. Joe bir süre Anthony’ye bağlarda yardımcı oldu.
Ancak ikisi de Joe’nun kalbinin başka yerde olduğunu biliyordu. Bir gün Joe Anthony’ye şehirde satılık bir mekanik bulduğunu söyledi. Anthony önce şaşırdı. Henüz şarap işini tam olarak oturtamamışlardı. Paraları sınırlıydı.
Yeni bir işletme satın almak büyük bir riskti. Ama Anthony kardeşine baktığında bunun geçici bir heves olmadığını anladı. Çocukken aile çiftliğinin eski araçlarının kaputunu açan çocuk hâlâ karşısındaydı. Anthony yalnızca bir soru sordu:
**“Bu işi gerçekten istiyor musun?”**
Joe’nun cevabı tereddütsüzdü.
**“Evet.”**
Anthony de arkasında durdu. Böylece Blanc ailesinin Los Santos’taki ikinci büyük yatırımı başladı.
# BLANC MEKANİK
Joe mekanik işletmesini satın aldıktan sonra günlerinin büyük bölümünü burada geçirmeye başladı. Başlangıç kolay olmadı. Yeni bir işletmeydi. Müşteri çevresi oluşturulması gerekiyordu. Personel gerekiyordu.
Güvenilir ustalar gerekiyordu. Joe kısa süre sonra ailesinden yardım istemenin zamanının geldiğini düşündü. İtalya’yı aradı. Aradığı isim küçük kardeşleri **Boris Blanc** idi. Boris, ailenin diğer üyeleri gibi uzun süredir İtalya’daydı. Anthony ve Joe’nun Los Santos’taki macerasını uzaktan takip ediyordu.
Joe ona mekanikten bahsetti. Los Santos’taki hayatı anlattı. Ve sonunda doğrudan teklifini yaptı:
**“Buraya gel. Bu işin başına geç.”**
Boris fazla düşünmedi. Blanc ailesinin bir ferdi daha İtalya’dan ayrılarak Los Santos’a geldi.
---
# BORIS BLANC'IN GELİŞİ
Boris’in gelişi aile için önemli bir dönüm noktasıydı. Anthony ve Joe ilk kez Los Santos’a geldiklerinde yalnızca iki kardeştiler. Şimdi aile yavaş yavaş onların arkasından gelmeye başlıyordu. Boris mekanik işlerinin organizasyonunu üstlendi. Joe işin teknik ve gelişim tarafıyla ilgilenirken Boris günlük operasyonların düzenlenmesinde önemli rol aldı.
Ardından İtalya’dan aileye yakın birkaç kişi daha Los Santos’a geldi. Bazıları mekanikte çalıştı. Bazıları bağlarda yardımcı oldu. Blanc ailesi farkında olmadan Los Santos’ta küçük bir aile düzeni kurmaya başlamıştı. Anthony’nin yıllar önce kurduğu hayal artık yalnızca düşünceden ibaret değildi.
Bir tarafta bağlar ve Blanc şarapları. Diğer tarafta Joe ve Boris’in yönettiği mekanik. Ve bütün bunların merkezinde yeniden bir araya gelmeye başlayan Blanc ailesi vardı.
# ANTHONY'NİN ŞEHİRDEKİ YERİ
Anthony zaman içerisinde ailenin dış dünyayla bağlantısını kuran isim haline geldi. Onu çoğu zaman mekanikte araç tamir ederken görmek mümkün değildi. Joe ve Boris o tarafla ilgileniyordu. Anthony’nin dünyası başka masalardaydı. Restoran sahipleriyle toplantılar.
Bar yöneticileriyle anlaşmalar. Yeni müşteriler. Yeni dağıtım noktaları. Bağların üretimi. Şarapların yıllandırılması.
Stoklar. Yeni üzüm çeşitleri. Anthony şehrin mümkün olduğunca fazla işletmesine Blanc şarabını sokmayı hedefliyordu. Onun için başarı yalnızca para değildi. Bir gece Los Santos sokaklarında yürürken hiç tanımadığı insanların oturduğu bir restoranın masasının üzerinde Blanc şişesi görmek, kazanılan paradan daha değerliydi.
Çünkü o şişeye baktığında dedesini hatırlıyordu. Toskana’daki küçük mahzeni. İlk etiketleri. İlk bağları. Ve onlarca yıl önce başlayan bir hikâyenin artık başka bir kıtada devam ettiğini görüyordu.
# AİLENİN KURALI
Blanc ailesinde yazılı olmayan bazı kurallar vardı. Anthony bunların çoğunu dedesinden öğrenmişti.
**Aile hakkında dışarıda konuşulmaz.**
**Verilen söz tutulur.**
**Bir Blanc borcunu unutmaz.**
**Aileden biri düştüğünde diğerleri onu kaldırır.**
Ve en önemlisi:
**Ailenin ismini taşıyorsan yaptığın şey yalnızca seni temsil etmez.**
Bu nedenle Anthony şehirde kurduğu ilişkiler konusunda oldukça dikkatliydi. Birine söz verdiğinde yerine getirmeye çalışırdı. Bir anlaşma yaptığında şartlarına sadık kalırdı. Ancak aynı sadakati karşı taraftan da beklerdi. Anthony için güven kazanılması zor, kaybedilmesi ise oldukça kolay bir şeydi.
Bir insanın kendisine yaptığı hatayı zaman içerisinde affedebilirdi. Ancak ailesine yapılan bir ihaneti unutması çok daha zordu.
# ANTHONY VE SİLAHLAR
Los Santos’a geldikten sonra Anthony ve Joe’nun İtalya’daki bazı alışkanlıkları devam etti. Bunlardan biri atış yapmaktı. İtalya’da dedeleriyle başlayan ve sonrasında iki kardeş arasında gelenek haline gelen poligon günleri Los Santos’ta da devam etti. Şehirde işler ne kadar yoğun olursa olsun zaman bulduklarında birlikte poligona gidiyorlardı. Anthony silah kullanmayı bilen bir adamdı.
Ancak bunu insanlara anlatmaktan hoşlanmazdı. Silahını göstererek saygı kazanmaya çalışan insanları hiçbir zaman anlayamadı. Dedesi ona silah kullanmayı öğretirken aynı zamanda silahın doğurabileceği sonuçları da öğretmişti. Bu nedenle Anthony için silah son seçimdi. Fakat Los Santos’un İtalya’daki bağlardan çok daha farklı bir yer olduğunu kısa sürede anlamıştı.
Şehirde herkes aynı kurallarla yaşamıyordu. Para dostluk getirebildiği kadar düşman da getiriyordu. Başarılı bir işletme fırsat olduğu kadar hedef anlamına da gelebiliyordu. Anthony buna rağmen dedesinin yıllar önce söylediği sözü unutmuyordu:
**“Silah taşımak seni güçlü yapmaz. Ne zaman çekmeyeceğini bilmek güçlü yapar.”**
# İKİ FARKLI DÜNYA
Anthony'nin hayatı zamanla iki farklı dünyaya bölündü. Bir tarafta bağlar vardı. Sessizlik. Sabahın erken saatlerinde üzüm sıralarının arasında yürümek. Mahzendeki şarapların kontrolü.
Toprağın kokusu. Ailesi. Diğer tarafta Los Santos vardı. Gürültü. Gece kulüpleri.
İş toplantıları. Pazarlıklar. Paranın hızla el değiştirdiği masalar. Yeni dostluklar. Ve kimin gerçekten dost olduğunun hiçbir zaman tam olarak bilinmediği ilişkiler.
Anthony bu iki dünyanın arasında yaşamayı öğrendi. Sabah bağlarda çalışan biriyle birlikte üzüm kasası taşıyabilir, aynı akşam şehrin en pahalı restoranlarından birinde işletme sahibiyle şarap anlaşması konuşabilirdi. Onu farklı yapan şeylerden biri buydu. Anthony zengin bir aileden geldiğini hiçbir zaman inkâr etmiyordu. Ancak ailesinin servetinin kendi başarısı olduğunu da düşünmüyordu.
Los Santos onun için kendisini kanıtlama yeriydi.
# DEDEDEN KALAN FORMÜL
Blanc ailesinin en değerli miraslarından biri yalnızca arazileri veya fabrikaları değildi. Alessandro Blanc’ın yıllar içerisinde geliştirdiği özel üretim yöntemleri aile içerisinde nesilden nesile aktarılmıştı. Fermentasyon süreleri. Üzüm oranları. Dinlendirme yöntemleri.
Fıçı tercihleri. Ve yalnızca aile üyelerinin bildiği bazı küçük detaylar. Anthony bu bilgileri Los Santos’a taşıyan kişiydi. Fakat Anthony dedesinin formülünü körü körüne kopyalamadı. Çünkü ona göre Blanc markası İtalya’nın kopyası olarak yaşamamalıydı.
Los Santos’un da kendi Blanc şarabı olmalıydı. Bu nedenle bazı üretimlerde Los Santos’ta yetişen üzümleri farklı oranlarda kullanmaya başladı. Yeni denemeler yaptı. Bazıları başarısız oldu. Bazıları beklediğinden çok daha iyi sonuç verdi.
Anthony’nin uzun vadeli hayali sonunda iki farklı koleksiyon oluşturmaktı:
**Blanc Toscana**
Ailenin klasik İtalyan mirasını temsil eden seri. Ve
**Blanc Los Santos**
Ailenin yeni hayatını temsil eden seri. Anthony’ye göre bir gün bu iki şişenin yan yana durması bütün hikâyelerini anlatmaya yetecekti.
# PARA DEĞİL, İSİM
Anthony için Blanc markasının büyümesi elbette para anlamına geliyordu. Fakat onun asıl takıntısı soyadıydı. Çocukluğundan beri Blanc isminin nasıl kurulduğunu dinleyerek büyümüştü. Dedesi bu ismi sıfırdan yaratmıştı. Babaları onu büyütmüştü.
Şimdi ise sıra onlardaydı. Anthony’nin amacı Los Santos’un en zengin insanı olmak değildi. Bir gün şehirde **“Blanc”** dendiğinde insanların ne anlama geldiğini bilmesini istiyordu. Kaliteli şarap. Güvenilir ticaret.
Bağlar. Mekanik. Ve hepsinin arkasında duran bir aile.
# ANTHONY'NİN KARAKTERİ
Anthony dışarıdan bakıldığında sakin bir adamdır. Her konuda bağırarak kendisini göstermeye çalışan insanlardan değildir. Önce dinler. Sonra konuşur. Karşısındaki insanı kısa sürede yargılamak yerine gözlemlemeyi tercih eder.
İş konusunda ise oldukça disiplinlidir. Verilen bir sözün tutulmasını bekler. Saatlerce pazarlık yapabilir ancak anlaşma yapıldıktan sonra şartların değiştirilmesinden hoşlanmaz. Ailesi söz konusu olduğunda normalde olduğundan çok daha sert bir karaktere dönüşebilir. Joe ve Boris ile tartışabilir.
Onlara kızabilir. Hatta günlerce konuşmadıkları dönemler olabilir. Ancak başka bir insanın kardeşlerine zarar vermeye çalışması Anthony için tamamen farklı bir meseledir. Anthony’nin en güçlü taraflarından biri sabırlı olmasıdır. Aynı özellik bazen en tehlikeli tarafına dönüşebilir.
Çünkü Anthony anlık öfkeyle hareket etmektense beklemeyi tercih eder. Kendisine yapılan iyiliği de kötülüğü de uzun süre hatırlar.
# LOS SANTOS'TAKİ HEDEFLERİ
Anthony'nin Los Santos için planları henüz tamamlanmış değildir. Aslında ona göre daha yeni başlamıştır. Blanc üzüm bağlarının genişletilmesini ister. Üretim kapasitesinin artırılmasını ister. Şehrin restoranlarının büyük bölümünde Blanc şarabının bulunmasını ister.
Otellerle anlaşmalar yapmak ister. Gece kulüpleriyle çalışmak ister. Özel davetlere şarap sağlamak ister. İlerleyen dönemde yalnızca şarap satılan değil, insanların bağları gezebileceği, şarap tadımı yapabileceği ve Blanc ailesinin hikâyesini öğrenebileceği özel bir tesis oluşturmayı planlamaktadır. Joe ve Boris’in mekanik işletmesinin de şehrin en tanınan mekaniklerinden biri haline gelmesini ister.
Çünkü Anthony artık olaya yalnızca şarap tarafından bakmamaktadır. Onun hayali giderek büyümüştür.
**Blanc sadece bir şarap markası olmayacaktır.**
Blanc bir aile markası olacaktır.
# BİR GÜN...
Anthony'nin bağdaki evinde dedesine ait eski bir şarap şişesi bulunmaktadır. Şişe hiçbir zaman açılmamıştır. Alessandro Blanc’ın Los Santos’a gitmeden önce Anthony’ye verdiği son eski üretimlerden biridir. Anthony şişeyi çalışma odasında tutar. Joe birkaç kez ne zaman açacağını sormuştur.
Anthony'nin cevabı her zaman aynıdır:
**“Blanc burada gerçekten bir isim olduğunda.”**
Joe’ya göre Blanc çoktan bir isim olmaya başlamıştır. Anthony’ye göre ise daha değildir. Çünkü Anthony’nin kafasında çok daha büyük bir hedef vardır. Bir gün İtalya’dan Los Santos’a gelen bir insanın restorana oturup şarap istediğinde garsonun ona Blanc önermesini ister. Bir gün dedesini Los Santos’a getirip bağların ortasında gezdirmek ister.
Ona Los Santos’taki üretim tesisini göstermek ister. Mekaniğin önünden geçerken Joe ve Boris’in kurduğu işi göstermek ister. Sonra bağdaki eve gidip yıllardır sakladığı o şişeyi açmak ister. İki kadeh doldurup birini dedesine vermek ister. Ve ona yalnızca şunu söylemek ister:
**“Senin başladığın şeyi buraya kadar getirdik.”**
# BUGÜN
Bugün Anthony Blanc, Los Santos’taki bağların arasında yaşamaktadır. Sabahlarının büyük kısmı üretimle geçer. Öğleden sonraları şehirdeki işletmelerle görüşür. Akşamları bazen Joe ve Boris’in yanına mekaniğe uğrar. Bazı geceler üç kardeş bağdaki evde aynı masanın etrafında oturur.
Masada genellikle bir şişe Blanc vardır. İtalya’dan konuşurlar. Çocukluklarından konuşurlar. Dedelerinden konuşurlar. Los Santos’a ilk geldikleri günlerden konuşurlar.
Sonra önlerindeki planlardan bahsederler. Yeni bağlar. Yeni şaraplar. Yeni müşteriler. Yeni yatırımlar.
Anthony bazen masadan kalkıp dışarı çıkar. Bağların arasında birkaç dakika yürür. Los Santos’un uzaktan görünen ışıklarına bakar. İtalya’dan binlerce kilometre uzaktadır. Fakat üzüm sıralarının arasında yürürken kendisini hâlâ Toskana’da hisseder.
Çünkü Anthony yıllar içerisinde dedesinin ona öğretmeye çalıştığı şeyi sonunda anlamıştır. Blanc ailesinin mirası İtalya’daki topraklar değildir. Fabrikalar değildir. Şarap mahzenleri değildir. Hatta para bile değildir.
Miras, bütün bunları yeniden kurabilecek bilgi ve iradedir. Bu yüzden Anthony için Los Santos'a gelmek ailesini geride bırakmak hiçbir zaman olmadı. Tam tersine...
**Blanc ailesinin hikâyesine yeni bir sayfa açmaktı.**
İlk sayfa Toskana’da Alessandro Blanc tarafından yazılmıştı. İkinci sayfa Anthony, Joe ve Boris tarafından Los Santos’ta yazılıyordu. Ve Anthony’nin gözünde hikâye daha yeni başlıyordu.
## ANTHONY BLANC'IN TEMEL MOTİVASYONU
Anthony’nin en büyük amacı **Blanc soyadını Los Santos’ta kalıcı hale getirmektir.** Bunu yalnızca zengin olarak yapmak istemez. Şehirde bağlantılar kurmak, insanları tanımak, işletmelerle ortaklıklar geliştirmek ve Blanc ailesini Los Santos’un sosyal ve ticari hayatının bir parçası haline getirmek ister. Anthony için şarap işi bu hedefin merkezindedir. Fakat ailesinin geleceği her şeyden önce gelir.
Joe’nun mekanik işini büyütmesi, Boris’in şehirde kendi yerini bulması ve zaman içerisinde İtalya’daki diğer aile üyelerinin de Los Santos’a gelmesi onun için Blanc ailesinin ikinci kez doğması anlamına gelmektedir. Anthony'nin önünde ise hâlâ uzun bir yol vardır. Los Santos fırsatlarla dolu olduğu kadar tehlikelerle de doludur. Yeni dostlar olacaktır. Rakipler olacaktır.
İhanetler olacaktır. Kazançlar ve kayıplar olacaktır. Anthony bunların hiçbirinin nasıl sonuçlanacağını bilmemektedir. Bildiği tek şey vardır:
Dedesi Alessandro Blanc onlarca yıl önce birkaç dönüm üzüm bağı ve küçük bir mahzenle bir aile imparatorluğu kurmayı başardıysa... Anthony Blanc da Los Santos’ta aynısını yapacaktır.
**Bir bağ.**
**Bir şişe.**
**Bir anlaşma.**
**Bir aile.**
Ve sonunda şehirde herkesin tanıdığı tek bir isim:
# BLANC
Karakter Hikâyesi
